Albert Einstein’ın ilkokulda matematik dersinden kaldığına dair yaygın inanış büyük bir şehir efsanesidir. Gerçek şu ki Einstein, ilkokul ve lise yıllarında matematik ve fizikte sınıfın açık ara en iyisidir.
Şehir Efsanesinin Doğuşu ve Gerçekler
Bu yanlış bilginin bu kadar yaygınlaşmasının temel nedeni, Einstein’ın eğitim gördüğü İsviçre’deki notlandırma sisteminin o dönemde değişmiş olmasıdır.
-
Not Sistemi Karışıklığı: Einstein'ın okulunda başlangıçta en yüksek not 1, en düşük not ise 6 idi. Daha sonra bu sistem tam tersine çevrildi ve 6 en yüksek başarı notu oldu. Einstein’ın karnesindeki en yüksek not olan 6'ları gören sonraki dönem araştırmacıları, eski sisteme göre onun başarısız olduğunu sandılar.
-
Einstein'ın Kendi Cevabı: Einstein, 1935 yılında bu iddiayı duyunca şu cevabı vermiştir: "Matematikten hiç kalmadım. Daha on beş yaşına gelmeden diferansiyel ve integral hesabında ustalaşmıştım."
-
Küçük Yaştaki Başarıları: 12 yaşındayken kendi başına geometri çalışmış ve Pisagor teoreminin kendine özgü bir kanıtını geliştirmiştir. 13 yaşında ise Immanuel Kant’ın "Saf Aklın Eleştirisi" adlı ağır felsefi eserini okuyup kavramıştır.
Neden "Başarısız" Olarak Anıldı?
Onun okul hayatıyla ilgili tek gerçek "başarısızlık", 16 yaşındayken Zürih’teki Politeknik Okulu'nun (ETH) giriş sınavında yaşanmıştır. Ancak burada da matematik ve fizik bölümlerinde üstün başarı göstermiş, sadece biyoloji, dil ve tarih gibi ezbere dayalı bölümlerde yeterli puanı alamadığı için ilk denemesinde okula kabul edilmemiştir.
Einstein sadece bir dahi değil, aynı zamanda çocukluğundan itibaren akademik olarak da matematik alanında zirvede olan bir öğrenciydi.
Kaynak: Haber Merkezi