Migrene bağlı baş ağrısı, çoğu zaman başın tek bir yönünü etkiler. Bu ağrıların geneli, yüzü de kapsayacak şekilde kafanın sol tarafını etkiler. Bununla birlikte yüzün tamamını kapsayan ya da sadece ense bölgesine vuran migren ağrısı tipleri de vardır.
Bu rahatsızlık, ataklar halinde seyreder. Migren atağı olarak adlandırılan bu durum, hastanın genel sağlık durumuna ve altta yatan nedene göre farklı şekilde seyreder. Ortalama 6 saat süren bu ataklar, kimi hastalarda 4 saat kimi hastalarda da 72 saat kadar sürebilir.
Atağın sıklığı ve şiddeti, her hastada farklılık gösterir. Esas belirleyici olan migrene yol açan faktörün ne olduğudur. Bununla birlikte hastanın migren ağrısını ne kadar tolere ettiği de önemlidir.
Migren, çok geniş kapsamlı bir rahatsızlıktır. Bu nedenle ortaya çıkardığı bulgular, ilerleme tipi ve yoğunluk gibi faktörler göz önünde bulundurularak sınıflandırma yapılmıştır. Bu migren tipleri ve klinik seyirleri şu şekildedir:
Migren atakları uyarı dönemi, aura dönemi, baş ağrısı dönemi ve atlatma dönemi olarak geçer. Bu nedenle belirtiler her dönemde farklılık gösterir.
Migrene dair ilk bulguların görüldüğü uyarı döneminde bulgular şu şekildedir:
Aura döneminde migren atağı gelişeceği daha kolay anlaşılır. Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilir:
Baş ağrısı döneminde migrene ait tipik bulgular görülür. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
Migreni atlatma döneminde halsizlik, iştah kaybı, sinirlilik ve konsantre olamama gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu bulgulardan sonraki 12 saat içerisinde atak tamamen ortadan kalkar.
Strese bağlı migren probleminde baş ağrısının yanı sıra kaygı bozukluğu, depresif ruh hali ve endişe hali görülür. Bu çoğu zaman migreni tetikleyen unsurdan kaynaklanır. Örneğin, bir öğrenci sınava gireceği haftalarda migren atağı ile karşılaşıyorsa bu çocukta anksiyete ve korku gibi belirtiler görülebilir.
Migren, gözü etkileyebilen bir rahatsızlıktır. Migrene bağlı göz sorunları genellikle görme kaybı ve ışık hassasiyeti şeklindedir. Bazı hastalar, gözlerine şimşek çaktığını ve yıldızımsı cisimlerin görüldüğünü ifade eder.
Migren rahatsızlığında baş ağrısından sonra en yaygın görülen bulgu baş dönmesidir. Hastaların çoğu bunun migrenden dolayı değil de vertigo rahatsızlığından kaynaklandığını düşünür. Bu hastalarda denge bozuklukları birkaç gün boyunca görülebilir.
Hamileliğin getirdiği hormonal değişimler migren ataklarının sıklığını azaltır. Örneğin, hamile değilken yılda 10 kere migren atağı geçiren bir kadın, 9 aylık süreçte ortalama 3 kere migren atağı geçirir. Bu, tamamen hamileliğin getirdiği değişimlerden kaynaklanır.
Eğer hamilelikte migren atağı gelişirse ortaya çıkacak bulgular, normal bir insandan daha şiddetli olacaktır. Çünkü hamileliğin getirdiği riskler nedeniyle kadınlar, migrene iyi gelen ilaçları kullanamaz ve atağın süresi uzar. Bu da hamile kişinin zorlu saatler geçirmesine yol açabilir.
Migren, altta yatan sebepleri henüz kesinleştirilemeyen bir rahatsızlıktır. Uzmanlar birçok faktörün migrene yol açabileceğini ifade etmektedir. Bununla birlikte 2 faktörün üzerinde durulmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
Migren hastaları üzerinde yapılan araştırmalarda beynin kanlanmasının bozulduğu tespit edilmiştir. Bu hastaların çoğunda beyne giden kan damarlarının daraldığı ve yeterince kan gidemediği tespit edilmiştir.
Bu 2 önemli faktörün yanı sıra bazı risk faktörlerinin de migrene yol açtığı tespit edilmiştir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
Migrene yol açtığı düşünülen başlıca faktörler bunlardır. Bununla birlikte kişinin genel sağlık durumuna göre bazı değişimler ve hastalıklar da migrene yol açabilir. Beyin tümörü, sinir sistemi hastalıkları vb. hastalıklar örnek olarak gösterilebilir.
Migren tanısında hastaların dile getirdiği şikayetler ve önceki bulgular önem arz eder. Doktorlar, anamnez alarak yani hasta öyküsünü dinleyerek migren tanısını kolaylaştırabilir. Bu noktada şiddetli baş ağrısı ve benzeri şikayetlerle doktora başvuran hastalara ağrının yeri, tipi, fiziksel aktivitenin ağrıyı nasıl etkilediği, ağrının ne zaman tetiklendiği, ağrının ne kadar sürdüğü ve ağrının ilaç kullanımı ile geçip geçmediği sorulmalıdır.
Migren teşhisi için hastaların dile getirdiği şikayetler önemlidir ve çoğu zaman ayırt edicidir. Doktorlar, hastaların şikayetlerini dinledikten sonra kas gücü, denge, koordinasyon, görme yetisi ve deri testleri gibi fiziksel muayeneler yapar. Ardından altta yatan bir sağlık sorunu olup olmadığını öğrenmek için şu görüntüleme yöntemlerine başvurulur;
Hastalar ilk kez migren ağrısına benzer bir ağrı hissettiğinde çoğu zaman bu görüntüleme yöntemleri devreye girmez. Kronik hale gelen ve uzun süreli olan baş ağrısı durumlarında bu görüntüleme yöntemlerinden faydalanılır. Bu sayede kesin tanı konulmuş olur.
Bu rahatsızlığa neden olan asıl faktör ve fizyoloji henüz tam olarak tespit edilemediği için kesin tedavi zordur. Ancak bazı yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç kullanımları ile migren rahatsızlığı tedavi edilebilir.
Migren tedavisinde ilk etapta ilaç kullanımına öncelik verilir. Bu ilaçlar, sinir sistemi üzerinde değişikliklere yol açarak ağrının giderilmesini sağlar. Bununla birlikte son gelişmelerle birlikte cerrahi yöntemler de uygulanmaya başlamıştır.
Tedavide ilaç kullanımı, 3 farklı bulgu içindir. Bunlar ağrı, ataklar ve mide bulantısı içindir. Her bulgu, birbirinden farklı etki gösterdiği için tedavide farklı ilaçlar, kombine olarak kullanılabilir:
Parol, parasetamol içerikli bir ilaçtır. Migrenin yol açtığı hafif düzeyli ağrılarda Parol kullanılabilir. Parol, migren ağrısı için tablet şeklinde kullanılabileceği gibi hızlı etki için damardan da kullanılabilir.
Migren ağrısı, alkole bağlı olarak gerçekleştiğinde Parol kullanımından uzak durulmalıdır. Çünkü alkol ve Parol etkeni parasetamol birlikte kan dolaşımında olduğunda karaciğer zehirlenmesi ortaya çıkabilir. Özellikle günlük 2 gram ve üzeri Parol kullanımı alkol kullanılan dönemlerde önerilmez.
Arveles gibi ilaçlar enflamasyonu gidererek ağrının hafiflemesini sağlayabilir. Parol ilacının etki göstermediği durumlarda Arveles kullanımı uygun olabilir.
Ciddi düzeyde organ yetmezliği olan ve hamile olan kişiler Arveles gibi ilaçları kullanmak yerine daha hafif etkili Parol ilacını kullanabilirler. Bu şekilde ilacın zararlı etkileri hissedilmemiş olur.
Son birkaç yılda migren cerrahisi büyük oranda artmıştır. Bu cerrahide Botoks ile tespit edilen küçük boylu kaslar çıkarılır ve migren atakları, büyük oranda azaltılır. Hastaların kasları çıkarıldıktan sonra %90 oranında başarı sağlandığı tespit edilmiştir.
Migren ameliyatı, çok kompleks değildir. Basit kesiklerle kaslar alınabilir. Bazı hastalarda kaşıntı, saç dökülmesi, mukus artışı ve burunda kuruma gibi yan etkiler ortaya çıkabilir.
En Çok Okunan Haberler